Kemal İnanç IŞIKLAR

kemal.isiklar@iics.com.tr

Not : Bu yazı 2000 yılında yazılmıştır.

Aydınlar Ocağı 1970’li yıllarda kurulan, ve esas olarak kurulduğu günden bu güne değin Türk İslam Sentezi ideolojisini savunan, ve özellikle 12 Eylül öncesi ve sonrasında ’68 döneminin bağımsızlıkçı ilerici hareketlerine karşı, sağın iki kampı olan türkçü ve islamcıların bir araya gelerek  mücadele veren elit üyelerden oluşan bir örgütlenmedir. 12 Eylül dönemi ve Özal ile birlikte gelişen ikinci küçük Amerika dalgasının ideolojik yapılanmasının, eylemlerinin, kararlarının ve uygulamalarının kaynağıdır.

“1968 yılında Fransa’da başlayan öğrenci hareketleri Türkiye’ye intikal etti. O sırada hepimiz doçent, profesör olmuştuk. Üniversitede solcu arkadaşlar fikirlerini değişik şekillerde mütemadiyyen gösteriyorlar ve gençleri destekliyorlardı. Sağcı bilinen insanlara saldırılar oluyor, hakaretler yapılıyordu. Biz de bu vatana, bu devlete inanıyoruz. Bunun manevi değerlerini müdafaa etmeliyiz diye düşündük. Birkaç toplantı sonunda Aydınla Ocağı teşekkül etti.”(Yeni Gündem yıl 3, sayı 51, Ocak bşk. Prof. Süleyman Yalçın)

Aslında Aydınlar Ocağı’nın kuruluşu daha da gerilere gitmektedir.

“Aydınlar Ocağı, Türk’ü tarih içinde millet yapan, devlet yapan, kendine has medeniyet kurduran değerlere sahip bir avuç genç insan ve değerli hocaların yardımı ile 1960 senesinde “Aydınlar Klübü” adıyla ortaya çıktı. Bu zuhuru da demokrasi ve iktidar kavgası yanında devlet nizamına karşı olanların, onu yıkmak isteyenleri de beraber getiren bir 27 Mayıs gece hareketinden sonra karışık hareket mayalandı…” (Aydınlar Ocağı 1964:17)

Anlaşılıyor ki Aydınlar Ocağı’nın ilk tohumları “gece hareketi” olarak nitelendirilen 27 Mayıs 1960 ihtilaline karşı atılmış. Zaten 12 Eylül’de de, 27 Mayıs’ın rövanşını gayet güzel alıyorlar. Amerikan başkanı’nın “bizim çocuklar” diye bağrına bastığı 12 Eylül 1980 darbesi ile, Aydınlar Ocağının geliştirdiği Türk-İslam Sentezi ideolojisi, Devlet Planlama Teşkilatı’nın Milli Kültür Özel İhtisas Raporları aracılığıyla  V. Beşyıllık Kalkınma Plan’ına ek belge oluyor, Türk İslam Sentezi devlet tarafından “resmi istikamet” olarak benimseniyordu. Cumhuriyet devrimlerine karşı yürütülen karşı devrim sürecinin önemli dönemeçlerinden biri de böylelikle dönülüyor, Kemal Atatürk’ün devrimci “Altı Ok” programı ve Kemalist ideoloji artık devlet ideolojisi olmaktan resmen çıkıyor; onu yerine aydınlar Ocağı kaynaklı Türk-İslam Sentezi ideolojisi yerleştiriliyordu. Özünde bir örgütlü, kadrolu bir siyasi hareket olan Türk-İslam Sentezi girişimi, bahsedilen süreçten günümüze kadar devlet kurumlarının kilit noktalarında mevzilenmiş, Vahdettin’in bıraktığı yerden İslam Devleti ülkülerine doğru yürüyen ulusçu değil islamcı bir örgütlenmedir.

Sentez iki farklı olgunun karşılıklı etkileşime girmesinden doğan, ve etkileşime giren iki elementten tamamen farklı olan yeni bir olgunun yaratılım sürecidir. Türk ve İslam olgularının girecekleri sentez sürecindeki temel sakatlık, değişmez-dogma olarak kabul edilen İslam olgusunun sabit duracağı ve değişenin sadece Türklük olgusu olacağı gerçeğinin anlaşılamamış olmasıdır. Türk İslam sentezi özünde İslam Faşizmi sürecini meşrulaştırmayı ve yaygınlaştırmayı hedefleyen, türklükle alakası olmayan bir düşüncedir.

27 Mayıs’a karşı oluşumu başlayan karşı devrim sürecinin ideolojsi Türk İslam Sentezi ve fikir babası Aydınlar Ocağı, devlet katında benimsenen ve yakın zaman milli kültür politikalarına yön veren fikirlerini Ocak görüşü olarak 1973 yılında yayınlamışlardı. Cumhuriyet karşıtı devrimin palazlandığı 12 Mart 1971 Muhtırasından sonra derlenen ve 12 Eylül 1980 darbesi ile yürürlüğe giren Aydınlar Ocağı’nın görüşleri, ülkemizin bu günkü durumunun başlıca sorumlusudur.

Atatürkçü hümanizmi, komünizm için ortam hazırlayan baş aktör; kemalist laikliği milli kültürün özünü oluşturan dine (İslamiyete) düşmanlık olarak değerlendiren Aydınlar Ocağına göre, devletin dine karşı soğuk davranmaması, din alerjisini tedavi etmelidir. Aydınlar Ocağı laik devlet yerine milli din (İslam) devleti önermektedir. Ülkede irtica meselesinin varlığını reddeden Ocak, 27 mayıs sonrası ülkenin siyasi huzurunun bozulduğunu ve partizanlığın alıp başını yürüdüğünü düşünmektedir. MEB, TRT, TDK ve solcu basın milli kültürü uydurma dille bozmuştur. Baştan sona hasta olan bu kurumları – özellikle de MEB’nı – milli kültür ile acilen tedavi etmek gereklidir.

12 Eylül darbesi Aydınlar Ocağı’na bu fırsatı verdi. TRT, YÖK, Üniversite Rektörleri, Milli Eğitim Bakanlığı vb. kadroların oluşmasında Aydınlar Ocağı üyeleri en öenmli görevlere atandılar. Turgut Özal’lar, Hasan Celal Güzel’ler, Ayvaz Gökdemir’ler vs. gibi ya Aydınlar Ocağı üyesi ya da sıkı dirsek teması içerisindeki kişiler Türkiyenin 80 sonrası küçük amerika süreçlerinin siyasal önderliğini yaptılar.

12 Eylül süreci Aydınlar Ocağı’na öylesine fırsatlar tanımıştır ki, derneklerin çalışmalarının yasaklandığı bir dönemde, Aydınlanma Ocağı 82 Anayasası’nın taslağını bizzat hazırlayarak yetkililere teslim etmiştir. Ocağın iki genel başkanının imzasıyla Milli Güvenlik Konseyi’ne gönderilen Anayasa taslağı, %75-80 oranında kabul edilmiş ve aynen anayasaya konmuştur.

Aydınlar Ocağı bir yandan 12 Eylül rejimine sahip çıkarken, öte yandan ANAP’la ilişkilerin sıkılaştırılması görevini üstlendi. Önceki süreçte Türkeş, Demirel, Erbakan cephesinin mimarı olan Ocak, 12 Eylül sonrasında tamamen ANAP ile bütünleşti.

Özetle tekrarlamak gerekirse,

  • Aydınlar Ocağı Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet Devrimine karşı mücadele eden karşı devrim sürecinin devlet kademelerinde etkin ve kadrocu bir seçkinler örgütüdür. Türk İslam Sentezi’nin yaşam geçirilmesini hedefleyen uygulamaya ve planlamaya yönelik siyasal bir harekettir.
  • Tipik bir sağcı kadrocu örgüt olarak bir yandan toplantılar ve yayınlar
  • İle ideolojilerini yayarken, bir diğer taraftan iktidar odaklarında kurulan kişisel ilişkiler ile savunulan ideolojiyi ve hareketin kudretini iktidara ortak etme eğilimini tekrarlamaktadır.
  • Amacı Kemalist Cumhuriyet İdeolojisini, Türk-İslam Sentezi ideolojisi ile değiştirmek, Laik Demokratik Cumhuriyet yerine İslam Devleti’ni kurmaktır.
  • 1968 yılının bağımsızlıkçı hareketlerine, sol’a, kemalist devrime, Atatürk’ün kurumlarına, laikliğe ve 27 mayıs ihtilali’ne karşı olan Aydınlar Ocağı 27 Mart ve 12 Eylül süreçlerinin, karşı devrim süreçlerinin en büyük savunucusu ve yaratıcı aktörüdür.
  • Aydınlar Ocağı için ordu iktidarın özüdür. Etkinlik sağlamanın en güvenli yolu Ordunun iktidara egemen olduğu dönemlerde yapılacak kurumsal düzenlemelere etkide bulunmak ve dolaylı olarak dışarıdan iktidarı paylaşmaktır.
  • Raporlarında kullandıkları anahtar sözcüklerin gerçek anlamını açıklamakta yarar vardır:

Türk İslam Sentezi : Din – Devlet Birliği

Millet : Din Cemaati – Ümmet

Milli Kültür : İslam Kültürü  – Ümran

Milliyet : İslamiyet

Milliyetçilik : İslamcılık

Türk Milleti : %99’u Müslüman olan Türkler

Laik (lik) : Din Düşmanlığı – Hümanizma

İlim : Kuran’daki bilgiler (vahiy)

Leave a comment