Kemal İnanç IŞIKLAR

kemal.isiklar@iics.com.tr

Not : Bu yazı 2001 yılında Hakimiyet-i Milliye gazetesinde yayınlanmıştır.

Mustafa Kemal savaşın, mücadelenin en karanlık anında soruyordu,

“Hazro dağları bizi saklar mı?..”

Kararı kesindi, ulusal kurtuluş için mücadele edilecek, bu uğurda can verilecek, can alınacak..

O zamanlar yürekleri vatan ve özgürlük aşkı ile çarpanlar, mücadeleye atılmak için, içinde bulundukları ahval ve şeraiti düşünmeyenlerdi.

Mustafa Kemal direnişini Ankara’dan Anadolu’nun doğusuna, Tunceli dağlarında kadar çekilmek zorunda kalsa dahi sürdürmeye kararlı idi.

Anadolu’yu aydınlatan bu kararlılık büyük bir ihtirasın ve çelikten bir iradenin yansıması idi. Ankara’da, bir ilkokuldan bozma kırık dökük meclis binasında mücadeleye olan inancını kaybeden vekillere şöyle sesleniyordu :

“Arkadaşlar, işittim ki bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyorlar. Ben kimseyi zorla Meclise davet etmedim. Herkes kararında hürdür. Bunlara başkaları da katılabilir. Ben bu mukaddes davaya inanmış bir insan sıfatıyla buradan bir yere gitmemeye karar verdim. Arzu ederseniz hepiniz gidebilirsiniz. O takdirde asker Mustafa Kemal mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline de bayrağı alır, Elmadağı’na çıkar orada tek kurşunu kalıncaya kadar vatanı müdafaa eder. Kurşunlarım bitince bu aciz vücudumu bayrağıma sarar, düşman kurşunlarıyla yaralanır, temiz kanımı, mukaddes bayrağıma içire içire tek başıma can veririm. Ben buna and içtim.”

Ulusun öğretmeni, Büyük Lider Gazi Kemal Atatürk’ün gözlerinde çakmak çakmak yanan bu ateşi bu gün Rauf Bey’in bakışlarında okuyoruz. Anadolu Direnişi Mustafa Kemal ise, Kıbrıs’ta Türklük Mücadelesi’nin adı Rauf Denktaş’tır…

İhanet büyüktür, Amerikan-Kürt Partisi iktidarı Kıbrıs Türklüğü’nün kahraman liderinin Türk Meclisi’nde konuşmasına izin vermemektedir, mani olmaktadır. Amerikan-Kürt Partisi’nin başkanı
AB’li, ABD’li dostlarından aldığı cüret ile halkına böğürmekte, ne olduğu bilinemeyen bir bedele Kıbrıs’ı satanlar yavuz hırsız misali seslerini yükseltip feryat eden ev sahibini bastırmaktadırlar.

Mustafa Kemal, Rauf Denktaş ve tarihe kahramanlıkları ile isimlerini yazdıran daha niceleri Türk Milleti’nin “Uç Beyleri”dir. Türk Milleti’nin Uç Beyleri tarih boyunca ulusun özgürlüğü ve esenliği için savaşmışlar, Asya’dan Avrupaya irili ufaklı 50 ayrı Türk devleti kurmuşlardır. Türk Milleti’nin bir de “Kıç Beyleri” vardır ki bunlar da Türk Devleti’ni batırmakla nam salmışlardır. Türklüğünü unutup, benliğinden ve milletinden uzaklaşan; tarih boyunca Çinli’nin, Hintli’nin, Arabın, Acemin, Bizansın, Alman’ın, ABD’nin, AB’nin kıçına yapışan bu “Kıç Beyleri” Türk’ün düzenini, dirliğini, töresini yıkmıştır, devletini batırmıştır. Türk’ün ocağında ne uç beyi tükenir, ne de kıç beyi…

Bilge Kağan’ın Türk’e öğüdü Orhun Anıtları’nda tarihe kazınmıştır:

“NİÇİN YANILIYORSUN? BÜTÜN BU PERİŞANLIKLAR SANA KENDİNDEN KENDİ ÖZ BENLİĞİNDEN UZAKLAŞIP, DÜŞMANA DÖNÜK YAŞADIĞIN İÇİN OLDU”

ABD’nin, AB’nin kıçına yapışarak, benliklerini, milletlerini unutanlar bu gün iktidardadırlar.
İhanet ve hıyanet içindedirler. Tüm fikir ve ilhamlarını kıçına yapıştıkları Atlantik jeopolitiğinin öngörü ve tavsiyelerinden alanların vizyonunda önce Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni sonra Türkiye Cumhuriyeti’ni ardı ardına yıkmak vardır. Baskın Oran gibi serbest piyasa akademisyenleri, “Atatürk’ün kurduğu ulus devleti yıkacağız” sözleri ile gazete sayfalarında ve televizyon kanallarında boy göstermeye başlamışlardır.

Sormak lazım Baş İmam’a,

Sen kimsin de, Kıbrıs Türklüğünün kahraman lideri Denktaş Bey’e Türk Meclisi’nde konuşmayı yasaklıyorsun?

Sen kimsin de, AKP’li de olsa Annan’ın planını tartışmak isteyen vekillere soru sormayı, tartışmayı yasaklıyorsun?..

Sen kimsin ki, KKTC’nin Cumhurbaşkanı hayır derken, Kıbrıs Türkleri adına Annan’a taahhüt veriyorsun?…

Senden sormazlar mı bunun hesabını?

Elbet sorarlar…

Tarihe Türk Milleti’nin içinden çıkmış son Kıç Beyi olarak geçeceksin.

Bu millete ve tarihe hesap vereceksin…

* * *

Kıbrıs!

Kanımla suladığım toprak,

Terimle yeşerttiğim çiçek,

Gözyaşımla çağlayan nehir,

Vatanım…

Doğmayacak güneşi,

Olmayacak sabahı,

Seni benden ayıranın…

And olsun!.. And olsun!.. And olsun!..

* * *

Rauf Bey kararlı, Mücahit Denktaş mavzerini eline alacak, fişeklerini göğsüne dizecek, Beşparmak Dağı’na çıkacak, orada tek kurşunu kalıncaya dek vatanı müdafaa edecek.

Mustafa Kemal’in sesi Kemalist Gençlik, Kıbrıs’ta Türkün özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin en ümitsiz anında Mücahit Denktaş’a soruyor.

RAUF BEY, BEŞPARMAK DAĞLARI BİZİ SAKLAR MI?

BİZE DE YER VAR MI O DAĞLARDA,

TEMİZ KANIMIZI MUKADDES BAYRAĞIMIZA İÇİRE İÇİRE,

SENİNLE VATAN İÇİN YAN YANA CAN VERELİM!..

Leave a comment